Sezgisel Beslenme Diyet Değildir
Fatma Sarıçam
Sezgisel beslenme bu değildir. Ve bu yanlış anlama, birçok kişiyi yeni bir kontrolsüzlük–suçluluk döngüsüne sokuyor.
Sezgisel Beslenme En Çok Nerede Yanlış Anlaşılıyor?
En yaygın hata şudur:
Sezgisel beslenmeyi, duygusal yeme ile karıştırmak.
Can sıkıntısı, stres, yalnızlık ya da ödül ihtiyacıyla yenen yemekler “sezgi” değildir.
Bu, beden sinyali değil; duygu regülasyonudur. Ve çoğu zaman kişi bunu fark etmediği için şunu söyler:
“Sezgisel beslenmeye geçtim ama kilo aldım, demek ki bana yaramıyor.”
Hayır.
Sorun sezgisel beslenme değil.
Sorun, bedenle temas kurmadan verilen bu erken “özgürlük”.
Sezgisel Beslenme Ne Değildir?
Bunu netleştirelim, çünkü kafa karışıklığı tam burada başlıyor.
Sezgisel beslenme:
- Plansızlık değildir
- Beslenme bilgisini çöpe atmak değildir
- “Artık hiçbir şeye dikkat etmiyorum” demek değildir
- Uzun yıllar diyet yapmış birinin bir anda her şeyi serbest bırakması değildir
Hatta çoğu kişinin sandığının aksine, sezgisel beslenme başta zorlayıcıdır.
Çünkü beden sinyalleri, yıllarca kısıtlanmış ve bastırılmıştır. Onları yeniden duymak zaman alır.
Gerçek Sezgisel Beslenme Ne İster?
Gerçek sezgisel beslenme şunları gerektirir:
- Fiziksel açlık ile duygusal açlığı ayırt edebilmeyi
- Tokluk sinyallerini yeniden öğrenmeyi
- “Yasaklı yiyecek” algısıyla yüzleşmeyi
- Kontrolü bırakmakla kontrolsüzlüğü ayırt etmeyi
- Sabır, farkındalık ve yapı
Bu yüzden şunu açıkça söylemek gerekir:
Sezgisel beslenme kolay değildir.
Kolay olsaydı, bu kadar yanlış uygulanmazdı.
Herkes İçin Uygun mu? Hayır.
Bu kısmı birçok kişi atlıyor ama en kritik nokta burası.
- Yeme atakları olan biri için sezgisel beslenme tek başına uygun değildir
- Uzun süre katı diyet yapmış kişilerde rehbersiz uygulandığında süreci daha da zorlaştırabilir
- Psikolojik boyutu ele alınmadan yapılan denemeler, kişide “başaramıyorum” algısını güçlendirir
Bu yüzden sezgisel beslenme, çoğu zaman psikodiyet yaklaşımıyla birlikte ele alındığında anlam kazanır.
ÖZETLE;
Sezgisel beslenme; kuralları yıkmak değil, bedenle yeniden ilişki kurmaktır.
Ama bu ilişki, yıllarca diyet yapmış, bedenine güvenmeyi unutmuş biri için tek başına kolay kurulmaz.
Eğer sezgisel beslenmeyi denediğinde kendini daha özgür değil, daha karmaşık hissediyorsan;
yemekle ilişkin hâlâ suçluluk, kontrol ve “başaramıyorum” düşünceleri etrafında dönüyorsa, sorun sende değildir.
Bu yaklaşım, doğru yapı ve rehberlik olmadan ilerlemez.
Ve çoğu zaman, beslenmeden önce yeme davranışını ele almak gerekir.
Sezgisel beslenmeyi gerçekten ne olduğunu anlayarak, bedenini dinlemeyi yeniden öğrenerek ve bu süreci yalnız yürümek zorunda kalmadan deneyimlemek mümkündür.